02 05 2010

Hikâye-i Nakkaş-I

Şan şeref sahibi, devlet görmüş bir efendi yeni yaptırdığı köşkünü güllerle tezyin ettirmek istemiş. “Fakat farklı bir şey olsun, başka evlere, saraylara benzemesin… Nasıl anlatsam, ebru gibi efsunlu suya yazılmış gibi uçuşsun duvarlarda, tavanlarda desenler, renkler, güller…” demiş. Tanıdığı bir ebruzen: “Tamam, aradığın gibi bir nakkaş biliyorum ben. Kaleminden güller dökülür, fırçasından füsun yayılır,” demiş. “Galata Mevlevihanesinin tezyinatını yaparken gördüm. Fevkalâde paşam, fevkalâde! Tam sizin aradığınız kişi.” Nakkaşın bu mevzudaki seçilmişlik hoşuna gitmiş tabii. Fakat, ya yüzyıllardır ailesinde söylenegelen o söz! Nakkaş bu işi annesine açınca kadın o vasiyeti, “Devletlilerden uzak durasın!” sözünü diline almaya, bu hikâyeyi tekrar etmeye çekindi. Sözü dillendirmekten, sözün yeniden vücut bulmasından korktu. “Sen bilirsin evladım.” dedi.  Nakkaş: “Hem bedestenden birkaç parça mücevher alırız müstakbel gelinine.” Dedi. Okudu üfledi, annesi nakkaşı, kuleüzülerle nefesleyip yazgısına yolladı. Nakkaşın yüzünü, çizdiği nakışlardan daha güzel buldu devletli paşanın hanımı. “Yukarı tavanda, dökülmüş nakışlar var.” dedi. Nakkaş, elinde kalemleri, boyaları yukarı çıktığında, aniden kapının kapandığını, kadının kapıyı ardından kilitleyip, anahtarı alıp bir kenara fırlattığını gördü. Kadın üzerindeki güllü diba şalı düşürürken: “Senin yüzünün nakışı dada güzelmiş.” dedi. Nakkaş, önce çılgın bir kâbus görüp görmediğini düşündü. Sonra&... Devamı

02 05 2010

Başlangıç

  “Aziz Mahmud Hüdai hürmetine… Bizim ve bizden öncekilerin Rabbi, senden başka İlâh yoktur, ancak sen varsın. Cebrail’in kanadı üzerine yazılı ismin hakkı için… Mikâil’in kanadı üzerine yazılı ismin hakkı için. Azrail’in avucu içine yazılmış ismin hakkı için. Bin bir ismin hakkı için. Meryem oğlu İsa’nın (a.s.) ölüleri dirilttiği ismin için, ben de senden istiyorum Yâ Râb! Meryem’i hücresinde rızıklandırdığın ismin hakkı için! Musa’nın (a.s.) nidasıyla denizlerin yarılıp, Beni İsrail’e yol verdiğin hürmetine… Ya Settar… Ayıplarımı ört. Diriliş gününde beni rüsvay eyleme. ‘Sen olmasan âlemleri yaratmazdım!’ dediğin Muhammed Mustafa hürmetine…” Ağladı ağladı inleyerek sustu. - Sonraki vakitlerde gökyüzüne uzanan her şey, ağaçlar, yapılar, dağlar Maria Tirard’a Yaradana uzanmış o kolları, O’na doğrulmuş o başı hatırlatacaktı. – Neden sonra sakinleşip, kamburunu olabildiğince doğrultup kalktı. Bastonunu tıklata tıklata merdivenlerden çıktı, ardında kedilerle aynı hal üzere türbenin üst kapısından yola koyuldu. Kadın sokağın sonunda durdu. Kendisini bekleyen Arnavut ciğerci sopasından asılı ciğerleri bir ağacın altına boşalttı. Nereden çıktığı anlaşılmayan bir sürü kedi hırlaşarak ciğerlerin başına üşüştüler. Beyaz kediler yine mesafeli, yine heykel hareketsizliğinde el pençe divan durdular. Maria ne zaman, Kedili Kadına rastlasa gerilerden o da kafileye katılıyor, kedilerin peşinden giden çocuklarla beraber kadının evine kadar gidiyordu. Bu takiplerin sonunda bir gün iki kanatlı yuvarlak alınlı koca bahçe kapısından son kedi de i&c... Devamı

21 04 2010

Kalbimin Mahuru

Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun O kâbus günlerin matemi unutulsun Gülümse de ruhumun gözyaşları kurusun Sen ki, gül bahçesinde kalbimin mâhurusun Bir de hüzzâm yerine bana nihâvendi sun Nurullah Genç      Devamı

05 04 2010

Cânâ Firkâtinle

Ah cânâ firkatinle sinemi ben dağlarım Yâd edip eyyâm-ı vaslı dembedem kan ağlarım Şimdi mâtemgir-i hüzn oldu siyahlar bağlarım Yâd edip eyyâm-ı vaslı dembedem kan ağlarım Beste: Tatyos Efendi Makam: Nihâvend Solist: Melihat Gülses ... Devamı

25 03 2010

Al Sînene, Vur Kalbimi İnlet!

Sâzın gibi al sînene, vur kalbimi inlet Mehtapta bu akşam bana son şarkını dinlet Her nâğmede mâzîdeki hicranları yâd et Mehtapta bu akşam bana son şarkını dinlet   Beste: Cevdet Çağla Güfte: M. Nafiz Irmak Makam: Suzinak Usûl: Aksak   ... Devamı

18 03 2010

Sahi Duymuyor Musunuz?

Her an söylüyorum halbuki... Yapraklarım titriyor söylerken... Dallarım sanki kopacakmış gibi oluyor durmadan söylediğim ismin güzelliğinden... Sahi duymuyor musunuz?... Görüntüm mü düşüyor yalnızca âleme?... Seherde ağlayışlarım?... Ateş gibi yanışlarım, buz kesen donuşlarım? Ya Haykırışlarım?... Onlarda mı duyulmuyor?... Vakt-i şafakta bedenimi ellerine alıp şükreden kız da mı duymadı beni?... Bir buse kondurup bendenime "Ne güzelsin!" demişti... Beni önce toprağa koyan sonra her nefeste ateşe salanın ismini söylemişti, hamdetmişti ve eğilip de sessizce: "Ağlama!" demişti bana "Duyuyorum seni, endamın düşmüyor yalnızca aynasına âlemin, bir bedenden ibaret değilsin" "Duyuyorum!" demişti ve bir serinlik hissetmiştim bedenimde. Kristal gibiydi!.. Duymuştum bedenimdeki sesini! Önce buz gibiydi sonra nasıl olduda ufacık bir damla bedenimi ateşe verdi?... Halbuki bana "Ağlama!" demişti... İdrakın kalbe inmesi sahi böyle bir şey miydi?... Şafak...   ... Devamı

07 03 2010

Gel Sen Bize Akşam

Gel sen bize akşam yine mehtâb görünsün Dök bağrıma zülfün gece meltemle sürünsün Kalbim yine aşkınla taşıp şevke bürünsün Dök bağrıma zülfün gece meltemle sürünsün   Usûlü: Semâi Makamı: Kürdîlihicâzkâr Beste: Muzaffer İlkar   ... Devamı

21 02 2010

Lâl

Lâl |  görsel 1

LÂL, İstanbul'da, Medine, Bosna; "Kalmaz sonra, onlardan farkımız"ı Aliya'ya söyleten maya... Mimar Sinan, Dede Efendi, Sezen Aksu, Göksel Baktagir ve Tanpınar'la karışmak İstanbul'a... "Biz O'nun rüyâsıyız!" diyen Arabi'nin düşünsel temelini oluşturduğu rüya anlatı... LÂL, nazenin bir edebî dilin, AYŞE KARA'nın keyifli ve akıcı romanı...   Devamı

13 02 2010

Lâl-Ayşe Kara

Ayşe Kara'nın kolay ve akıcı bir dille kaleme aldığı "Lâl" okuyucuya gerçek olaylardan yola çıkarak bir aşk hikayesini başarılı bir şekilde anlatıyor. Lâl, Nergis'in Aşk Temelli Estetik İslam Algısı ve ikizinin Madde Nakli çabalarında temsil edilen Fatih Medeniyeti... Kaybolan eşini, iki çocuğuyla senelerce bekleyen Nergis'in, Bosna Dayanışma Grubu'nda yıllar sonra karşılaştığı kuzeni Fuad'la masalsı aşkı... Bosna savaşı, 99 depremi, sırlar ve geçmişiyle yükleşen saray kökenli, muhafazakar Sermüezzin Ailesi... Saraylı yıllar, Abdülhamid'in Hicaz Demiryolu, Fatih Camii'ndeki ilk Türkçe ezan, küskünlük ve İstanbul'dan Mekke'ye göç...   Detaylı Bilgi       ... Devamı

08 02 2010

Var Mıdır Bir Gül Ki?...

Bir peri peyker mi var yanınca ağyār olmaya Var mıdır bir gül ki ānın çevresi hār olmaya   Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman)     ... Devamı

04 02 2010

Uyan Ey Gözlerim

Görsel: Ertuğrul Ateş Sultan III. Murat Han bir sabah namazını kaçırmış ve kılamadığı bu sabah namazına fazlasıyla üzülmüştü. Bu üzüntü onu derin muhasebelere götürmüş, Yüceler yücesinin huzuruna çıkmadan evvel, çabuk davranarak nefsini hesaba çekmiş ve geçirdiği duygusal incinme neticesinde “Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan” adlı derin manalı bu şiiri kaleme almıştır.   Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan Azrail’in kastı canadır, inan. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan Seherde uyanırlar cümle kuşlar Dill-u dillerince tesbihe başlar Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan Semâvâtın kapuların açarlar. Mü’minlere rahmet suyun saçarlar… Seherde kalkana hülle biçerler. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan Bu dünya fanidir sakın aldanma. Mağrur olup tac-u tahta dayanma. Yedi iklim benim deyu güvenme. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan Benim, Murad kulun, suçumu affet. Suçum bağışlayub günahım ref’ et. Rasûl’ün sancağı dibinde haşret. Uyan ey gözlerim gafletten uyan! Uyan uykusu çok gözlerim uyan  Muradî        ... Devamı

30 01 2010

Bir Ömürlük Misafir

Ah efendim önemi yok halimin Seyrederim hayret ile şu âlemi Ne bilinir kıymet ne kıyamet Allah'a emanet ne gelir elden Ne sahibim bu yerde ne kiracı Sadece bir ömürlük misafirim ben Söz: Sezen Aksu - Bülent Ortaçgil Müzik: Erkan Oğur Devamı

27 01 2010

Şimdi Duraklarda Her Akşam Üstü

  İlkin rüzgar değil sanki nefesti; Bir kez başlayınca estikçe esti... Sonra bir upuzun karanlık bastı; Sürdü hep aynı düş hep aynı yorum Şimdi duraklarda her akşam üstü  Seni bulup bulup kaybediyorum. Bekir Sıtkı Erdoğan     ... Devamı

08 12 2009

Güller Soldu

Beni artık üzemezsinÇekeceğim acı kalmadıKalbime gizledim ben herşeyiBenden seni alipta gidemezsinGüller soldu yeniden açmazZaman durdu yürek dayanmazHerşeyimdin bırakıp gittinEy vicdansız yüreğin duymazSöz-Müzik: Nilgül Solist: Nilgül   ... Devamı

02 12 2009

Eriyor Ömrüm Ömrüne

  Yağmur, hasreti vurdukça cama Karanlığa büründü ruhum her damlada Işığı sen olan ömrüme hasretin deva Nereye gidersen git Kiminle olursan ol bir yanın bende Eriyor ömrüm ömrüne Tükeniyor günlerim sensizlikte... Şafak...   ... Devamı