12 01 2008

Sadakât En Çok Bize Yaraşırdı

 

 

 

 

 

Sadakat en çok bize yaraşırdı...

 

Kâinatı yaratmaya murat ettiğinde ruhları toplayıp "Elestü bi-Rabbiküm?" demişte Hak, biz "Belâ" diyerek cevap vermiş onaylamışız. Elest Meclisi denirmiş adına... Rab "Elestü bi-Rabbiküm?" (Ben sizin Rabbiniz Değil miyim?) dediğinde onaylamış hepimiz "Belâ" demişiz... Burada Hakkı Kendilerine Rab edinenler işte o günkü sözüne sadık olanlar, Rabbi burada unutanlarda sadakati ta baştan bir kenara itip bırakanlarmış... Sadakat en fazla bize yaraşır o vakit... En fazla sadık biz olmalı değil miyiz ki Rabbimiz gönlümüzde Elest Meclisinden bu yana yer tutar...

Oysa nerelerde harcamış nerelerde kaybetmişiz sadakati?... Adını hatırlar mıyız acaba?... Hâlâ "sadakat" sevdalarımızın baş tacı mıdır? Ki sadakat en fazla bize yaraşır!...

Aşka bir sabır bir sadakat yaraşır!... Sadık olmayana aşk nasıl yakışır?... Aşığın ismi sadıklığıyla anılırmış evvelden... Ta evvelden... Bir söz var olmadık yerde olmadık zamanda aklıma geliveren:
"Seninle aşinalık ezeldir Ey Yâr!"

Gerçek sadık odur ki aşinalığı ezele dayanan ebedde devamı olan... Elest Meclisinde rastlayıpta sevdiğine, dünyada bulduğunda aşinalık seninle ezelden diyebilen aşığa yaraşır, onun adının yanına yakışır "sadık"... Aşık-ı sadık olur yariyle aşinalığı ezel olan.... O aşinalıkla Ebede gidecek olan...

"Cânıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
Öyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim..."
(Ahmet PAŞA)

Ezelden bir merhaba almış ki yârdan, gayrın merhabasını duymamış olan, sevdiğine açtığı gözleri yalnızca onunla kapayan ve o gözleri başka hiçbir şeye açmayandır adına sadakat yakışan... Adımız sadakatle nasıl ki anılır?... Ezelden bir merhaba duyanımız var mıdır?... Ya da ezelden bir merhaba sunupta gayrı kimseye merhaba sunmayanımız?... Sadakat adının yanına yaraşanımız?...

"Sadakatsiz sevda olur mu güzelim?
Müptelası olmuşuz biz bu düzenin"

Diyen şarkı nedendir dilimize dolanmış? Belki de sadakati öyle çok aradığımızdan... Sadakatsiz sevda olmayacağından sevdalar yok olmuş zamanımızdan...


Aşk anılsın... Aşk yaşansın... Aşk söylensin... Ne de çok isterdik değil mi?... Ne de çok şey isterdik?... Halbuki bir sabır birde sadakat koyabilseydik birlikteliklerimizin yanına arayışlarımız olmazdı ve aşka hasret kalınmazdı...

Sadakat en çok bize yaraşırdı... Aşk sadakatle anılırdı... Anılmalıydı... Gayrısında ne varsa laf-ü güzaftı...

Şafak...

 

 

 

 

117
0
0
Yorum Yaz