19 04 2008

Hüsn ve Aşk Bâbı-II

 

Korkarım ki adını koyamadığım ve kendime bile itiraf edemediğim duygularımın adı var. Yine de korkuyor, telaffuz edemiyorum.

Acaba kalplere de sorumluluk var mıdır?

Birkaç gün önce bana yazdığı şiirleri sundu. “Öyle bir sultan ki!”

Korkuyorum o şiirlerden

Yırtıp attım güya. Bu nasıl iş? Saati saatine tutmaz, bir kararda durmaz.

İki saat evvel kesin kararlarla artık bitti diyorsun, iki saat sonra görme isteğiyle yanıp yakılıyorsun… Bu nasıl iş? Allah’ım beni koru!

Aşkı tanımadan ölseydim yazık olurdu. Tanıdığım çok kötü oldu.

Bilmeden istemeden çaktığım kıvılcım, çıkardığım ateş beni de yaktı.

Benim aşk anlayışım vericiydi; canını dahi verici. Aşk bencilmiş meğer, alıcıymış.

Kendine istiyormuş.

En sevgili nedimemi teselli diye ona gelin gönderdim de, adını söylediğini düşündükçe deliye döndüm.

Ne tuhaf, duygu yakınlığı mesafesizlik yapıyor işte.

Korkuyorum el kaza “Gâlib seni özledim, sesini özledim!” demekten korkuyorum.

Koskoca şeyhe!!!

Nasıl da yazdım bunları. Allah’ım seninle paylaştığım her şeyi yazıyla bile paylaşırken korkuyorum. Allah’ım seninle ayrımız gayrımız yok. Sen cânımsın benim.

Ateşi ve sabrı galiba şimdi tanıyorum. Acaba ne demeli, nasıl dua etmeli?

Aşk ateşiyle iyice yak beni. Hayır hayır dayanamam buna, belki sabredemem…

Al bu aşkı içimden. Ya böylesi yalvarsam? Hayır, buna da gönlüm razı değil… Sevdim seni ey aşk sevdim. En çok annemle, dadımla konuşmak isterdim bunu. Ben büyüdüm, demek için mi, yoksa her acıda olduğu gibi bir çocuğun ‘anne, dadı’ diye seslenişi gibi mi acaba?

Belki de en iyi cevabı onlar verebilirdi bana.

Belki de şöyle derdiler.

“Evet olabilir. Ama bazı şeyler gibi bazı şeyler yalnız kendinde saklı kalmalı, duyguların yalnız sana ait olmalıdır.”

Belki de kızar, şaşırırlardı. “Bu nasıl söz… Hem de Şeyh Efendiye!!!”

Yine de konuşabilmeyi çok isterdi.

Alıyorum, o gönderdi yine bana bu yangını. Ah aramıza perdeler indi. Perdeler indikçe de aşk...


Ayşe KARA-Refia Sultan

 

47
0
0
Yorum Yaz