03 09 2009

Hatıra

Hatıralarımın kalbini dinledim bugün. Tanıdık bir rüzgar doldu penceremden öyle özlem dolu öyle davetkâr eskiye... Ve kulaklarımda o tanıdık beste...

Aslında hep yapmak isteyip de bir türlü yapamadıklarım için miydi bu rüzgâr?... Öyle merhametli öyle şefkatliydi sanki ... Öylece bıraktım rüzgâra kendimi... Biliyordum daha ne kadar üzülebilirdimki?...

Muhayyilemde bir Eylül... Takvimde  Eylül... Hazanın mevsimiydi ya mazinin de mi mevsimiydi Eylül?... Canlanan sarı renkler hazana dair miydi yoksa maziye mi bilemedim?... Yaşananlar Eylül’de miydi ondan da emin değildim...

Sızladı içim... Geçti gözümün önünden gözüme bile düşmeyenler... Kim diyebilir ki görünmeyen yâdedilmez ve canlanmaz hatıra olup. Ve kim inkar edebilir gözümün önünden geçenleri?... Aslında görmediklerimi?...

Unutulması gerekeni siler kalp... Bu yüzden unutulmaya da mahkûmdur hatıralar... Hatırda olanlar değil midir yâdedilenler?Ya hatırımdan sildiklerim?... Adına kim hatıra diyebilir ve sildiğimi kim inkâr edebilir?...

Akşam olmuştu griye çalmıştı renkler. Sahi kaç vakittir burada oturuyordum? Kaç kez çalmıştı aynı beste?... Hatırası güzel olan herşeye binbir hürmetle bir tebessüm koydu buraya çekip getiren rüzgâr aynı şefkatle yüzüme...

Ve aynı rüzgâr okşadı saçlarımı. Kendime geldiğimde öylece geziniyordu ellerim ceddin tuğrası kolyemin üzerinde... Sahi kaç şiir yazmıştın buna?... Kalmasın diye hakkın kaç mektup yakmıştım?... Bilsen! Kıyamamıştım...

Tanıdık sesler var maziye dair. Tanıdık resimler sonra... Ve aynı beste... Alıp götüren bugünden düne... Oysa bakınca ne çok hatırayı silmiş kalbim?... Hatırlayamıyorum bile... Bir tek kıymetli olanlar kalmış kıymetsiz gibi görünsede...

Yâdımda ne varsa düne dair ve ne olacaksa yarın, bugüne dair... Hepsinden razıyım! Hatırayı getiren rüzgâr götür beni! Götür beni bir razı olanın yâdında kalayım...

Şafak...

 

 

93
0
0
Yorum Yaz