20 09 2010

Eylül




… Niyeti günler öncesinden edilmiş bir iç döküştür …

 
Şermsâr etme sevgili !

Kapındayım bir Eylül ikindisi…

Bir bedahterin hicran mevsimi satırlara düşen…

Eylül Hazan… Eylül hüzzam… Eylül bir mahur beste hicranla ağlaşılan…

Eylül yangın… Eylül hasret…

Şermsâr etme sevgili !

Yemin ettim bu Eylül açmayacağım şemsiyemi…

Açacağım hiç olmadığı kadar yağmuruna yüreğimi…

Hazansız düşler düşmedi hiç rüyalarıma… Yağmursuz gülüşlerimin şahidi oldun mu hiç?... Adının geçmediği bir günüm oldu mu?... Sonuna “amin” düşürdüğüm yakarışlarımın başı sensiz oldu mu?...

Bir hayal gibi bekledim o vakti ben… Hazansız hayaller kurmadım hiç bir bilsen…

Vakti midir?... Aslında hep aynı vakitte yaşadım ömrü ben… Hüznün köşesinde sıkışmış bir nefeslik kapkara bir leyl… Bedeli Elem…

Gözlerim siyaha inat sarıya meyyal… Sebebi Eylül… Tezyinatı sarı…

Bu mevsimde revnâk asil sarı bir yaprak…

Bu efsun… Bu füsun… Eylül’den midir? Eylül’den midir nakkaşların ağlayışı ve dahi neyzenlerin yanışı Eylül’den midir?

Bu zarafet… Bu rahmet…

Vakit hazana namzet…

Eylül özlenmiş rayiha muhayyilemde… Eylül beklenen sevgili rüyâlarımda…

Ayların şehriyârı, hazanın mihmandarı… Arzın sarıyla tezyin edilişinin adı…

Şirazesi dağılmış eski bir kitabın yapraklarını uçuran rüzgâr… Arzın yaprakla visali... Yağmurla kavuşma anı…

Şermsâr etme sevgili !

Yemin ederim açmayacağım şemsiyemi…

Ayaklar altında can veren yaprak misali halim… İşte gör şikestelendim…  Lâmekanım… Giryânım kapında…  Asumanından bir inci düşür avcuma. Yemin ettim ıslanacağım sırılsıklam yağmurunda…

Ahvalin âyineye düşmüş hali pür-hazân…

Bir eylül rüzgârıyla savrulacağım… Yaprak misali sararıp solacağım… Düşlerimi düşürüp, düşlerinden düşeceğim ve düşeceksin bir Eylül rüzgârıyla düşlerimden… Düşebilirsen nazenin Eylül esişinden…

Hüsnüne âlemin hayran olduğu sevgili hatrına, binbir güzellikte ismin hatrına yalvarırım eriştir beni hazanına… Hüznün yakıştığı yüreğimi hazandan ayırma.

Şermsâr etme sevgili !

Ağlıyorum kapında…

Bir Eylül akşamı Bir beste takıldı kulağıma… Dolandı dilime sözler, süzüldü yanağımdan avuçlarıma… Öyle yakıştı bir tambur sesi öyle yakıştı bir Eylül akşamına…

 Sen vur da tamburun tellerine yâr
Gözyaşım süzülsün ellerime yâr…

 Vur sevgili vur ki dökülsün sararmış tüm yapraklarım… Vur ki dökülsün mevsiminde gözyaşlarım… Söz veriyorum bu kez şemsiyemi açmayacağım…

 Eylül firkat… Eylül iştiyak…

Eylül hazan kapısında sarı bir yangın…

 Eylül hüzün…

 Zahirde: Pür-hazân…

 Keşke sende yemin etsen bu Eylül şemsiyeni açmasan…

 / Hayal

 Zahirde : İki(!) Pür-hazân…

 Oysa her şeye inat bir Eylül yazısı yazacaktım! İçinde ben olmayacaktım…

 ŞaFaK...

 


154
0
0
Yorum Yaz