24 08 2009

Dağıldım!...

 

Şirazesi dağılmış bir kitap gibiyim! Savruldu yapraklarım...

Kalakaldım öylece... Ve hangi rayiha çekti beni böyle derine?... Hangi hatıra böldü uykularımı?... Hangi ses uğulduyor kulaklarımda?

Ben gecenin koynunda işte yalnız bir başıma! Ağlamak da çare olmaz böyle dağılmışlığıma...

Kayboldum! Arıyorum! Kendimi kendimde bulamıyorum! Kendimden göç ediyorum kendime dönemiyorum.

Herşey yabancı sanki ve herşey eksik! Tamamlanamıyorum!

Kaç göç daha yaşar bu ömrüm?... Ve kaç  göç daha kaldırabilir şu gönlüm?

Kendimin gurbetindeyim vuslata eremiyorum!

Aşk olsun! Ve and olsun geceye O'na ağlıyorum! Hicabım yüzüme perde hicranı kendim yaşıyorum!

Bir el uzansa diyorum sarsa şu yaralarımı... Niyazım vakt-i şafağın koynunda... Secdelerim ıslanmış gözlerimin yağmurunda...

Sırrımı söylüyorum gecenin ayazına! Sema şahit and olsun aşk diliyorum!

Yanmaya talip gönlüm leylim şafak'a kavuşsun istiyorum!

Tanıdık değil bu rayiha! Hatıralar da düşmez oldu artık aklıma! Bir yanım eksik zaten! Tamam olur mu bir kez daha?...

Ey kalbim! Bilemem ki kaç diyar daha dolanırız böyle?... Ve kaç kez dağılıp toparlanırız seninle...

Haydi yaşa şimdi bu parçalanmışlığı ve bakma geriye! İleriye üzülme! Savrulduk seninle! Dağıldı şirazemiz! Kederimiz kendimize! Kalakaldık öylece... Bizden göç etmeli ve yine dönmeli bize!...

Şafak...

 

 

358
0
0
Yorum Yaz