24 02 2008

Can-ı Şikeste

 

Önce Hamd…

Her bir niamın senâsı lâzım

Bu bahsde şükr olur mülâzım

(Her bir nimete şükretmek lâzımdır. Bu bahsde de şükür gerektir.)

 

Evveli ve Ahiri Arası…

Bilmem ki ne rüzgâr esti!

Gül soldu hezâr savtı kesti!

(Bilmem ki nasıl bir rüzgâr esti de gül soldu, bülbül sustu?...)

 

Nasibinde Varsa AŞK…

Yıkmak bu binayı nâ-revadır

Kim bir yüzü yârdan yanadır

(Bir tarafı sevgiliye bakan bu binayı yıkmak münasip değildir.)

 

Sitem-i Aşk…

Ey bendesine enîs olan şâh

Şimdi ne sebepten ettin ikrâh

(Ey kölesiyle dost olan hükümdar, şimdi niçin ondan nefret ediyorsun?)

 

Gerçi bilirim cüdâ değilsin

Ol rütbede bi-vefâ değilsin

(Gerçi benden çok uzak olmadığını bilirim, o kadar da vefasız değilsin.)

 

Teselli Mi İstersin?…

Hasrette koma bu haksârı

Bir söyle teselli et bari

(Bu sefili hasrette bırakma, bari bir sözle teselli et.)

 

Bimârdı Cânân…

Çeşmim gibi lâlim oldu bimâr

Zehr-i ecel oldu nûş-ı güftâr

(Gözüm gibi dudağımda hasta oldu, yuttuğum sözler bana ecel zehri oldu.)

 

Şikestelendi…

Gönlü kırığın döküp gözünden

Ateş dökülürdü her sözünden

(Kırık gönlünü gözlerinde yaş halinde dökerdi, her sözünden ateş dökülürdü.)

 

Şifâ Yâ Râb…

Her derd ki var devâsı vardır

Her hasta ki var şifası vardır

(Her derdin çaresi, her hastanın şifası vardır.)

 

Seyl-i Gam…

Günden güne nâ-ümid olurdu

Fersah fersah baîd olurdu

(Günden güne ümitlerini kaybedip, fersah fersah uzaklaşıyordu.)

 

 

Sabr…

Efsane-i  ye’se olma mu’tâd

Düştünse de aşka etme feryâd

(Ümitsizlik masalına kanma, aşka düştünse de feryâd etme.)

 

Eyvâh…

Hey bu ne sitemdir Allah Allah

Hem ateşe yan hem etme eyvâh

(Hey Yarabbi bu zûlümdür, hem ateşe yan, hem de feryâd etme.)

 

Feryâd…

Ey mâh yeter bu bîdâd

Feryâdıma yetki yetti feryâd

(Ey ay yüzlü! Bu zulüm yeter, feryadıma yetiş bu feryâd kâfi.)

 

Bi-Çâreydi Cânân…

Bir çâresizim nedir bu cebrin

Billâh ne tez tükendi sabrın

(Çaresizim beni neden zorluyorsubn? Sabrın ne çabuk tükendi?)

 

Naz-ı Âşık…

Değmez mi meğer değil mi lâyık

Zevk-ı dü cihâna nâz-ı âşık

(Aşığın nazlanması iki dünya zevkine değmez mi? Yoksa lâyık değil mi?...)

 

Cânân tutalım ki bi-vefâdır

Hem âdetidir ve hem sezâdır

(Farzedelim ki, sevgili vefasızdır, bu onun hem âdetidir hem de ona yakışır.)

 

Asumana Ulaştı Âhı…

Ateş-geh-i sînem oldu berbâd

Yandım bu hevâda işte feryâd

(Sinemdeki ateş rüzgâra savruldu, bu havada yandığım için feryâd ediyorum…)

 

Sabr…

Sabreyle biraz sen etme efgân

Neyler bakalım Hûda’yı Zi-şân

(Biraz sabret feryâd etme, bakalım Allah neyler?...)

 

Gam u Belâ Gerektir…

Aşkta gam u belâ gerektir

Dil-dâr ise bi-vefâ gerektir

(Âşıka gam ve belâ lâzımdır. Sevgili ise vefasız olmalıdır.)

 

Şükr… Ya Aşk Olmayaydı?...

Şükr eyle Hudâ’ya ey semen-ten

Ya sen ben olaydın âh ben sen

(Ey yasemin vücutlu, Allah’a şükret, ye senin yerinde ben, benim yerimde sen olsaydın?...)

 

Encâmda İstedin… Dedin…

Söz tut kerem ü inâyet eyle

Esrârı deme himayet eyle

(Sözü tut, kerem ve inâyet et, sırrımı söyleme, koru.)

 

Mühr Vurdu Cânân…

Tedbir budur ki ederim ben

Ey gözleri hasta hoş-dil ol sen

(Tedbir ne ise ben yaparım. Ey gözleri hasta, sen gönlünü rahat tut.)

 

Dil-teng olayım ve mühr ber leb

Darılmaya tek o gonce-meşreb

(Ben gönlümü daraltayım ve ağzımı mühürleyeyim, tek o gonce huylu darılmasın.)

 

Encâm…

Söz erdi hitâma işte ey mâh

Hayr ede neticesini Allah

(Ey ay yüzlü sözüm burada bitti. Allah sonunu hayretsin.)

 

Not:Tüm beyitler Şeyh Gâlib’e ait olup bu şekilde tarafımdan derlenmiştir.

293
0
0
Yorum Yaz